Ertekin's profileErtekin KayaPhotosBlogListsMore Tools Help

Ertekin Kaya

"Doğa Tutkunu"
Photo 1 of 326

*KAYA ABİ*

 
ae902211.gif
   
 
  
     Photobucket
img96/3803/kussag1yl.gif 
ertekin
..
 
..
 
..
..

Yanık, sıcak bir yaz gecesinden - Antalya

..

 
Ben, gönlü temiz insana kurban olayım
Gezsin başım üstünde, onu hoş tutayım.
 Ömer Hayyam
ertekin

 
ÖZGEÇMİŞİM
 
 
 
ERTEKİN KAYA                               
Kağızman-KARS Doğumlu
İlk ve orta öğrenimini Kağızmanda, mesleki okulu Rize İlköğretmen Okulunda tamamladı.
İlkokul öğretmenliği sırasında Türkiye Öğretmenler Sendikası İlçe Başkanlığı görevini üstlendi.
Daha sonra, yüksek öğrenimini Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü Grafik Sanatlarda tamamlayarak Lise Öğretmenliğine atandı. Yozgat-Sarıkaya ve Kars-Kağızman Lisesi; Resim-İş ve Sanat Tarihi Öğretmenlikleri, Lise Müdürlüğü görevlerinde bulundu.
Lise Müdürlüğü sırasında taşrada İlçe Halk Kütüphanesini kurdu. Nakil ile Artvin Milli Eğitim Müdürlüğünde kısa süre görev yaptıktan sonra kurumlar arası geçişle T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlük Ressamı ve Reklam-Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak görev aldı. Bu görevde iken Ankara ve Taşrada kişisel resim sergileri açtı, birçok grup resim sergilerine katıldı. Söz konusu Kamu kuruluşunda bir süre görev yaptıktan sonra serbest ticari yaşama atıldı, Başkent Ankara'da Reklam ajansı kurdu.
İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ve Trafik Konulu, ödüllü afişleri; PTT Filateli bölümünde hatıra serisi pul kompozisyon ödülleri ve basılı pulları; Devlet Resim Heykel Müzesinde, Ziraat Bankası, Merkez Bankası, İşbank Koleksiyonlarında ve Özel Koleksiyonerlerde tabloları bulunmaktadır.
Ticari çalışma dönemi içerisinde TÜSİAV ( Türk Sanayici ve İş Adamları Vakfı ) Kurucu Üye ve Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.
Aynı ticari dönem içerisinde TBMMde Danışman olarak görev yaptı.
Nisan 2000 yılında, Antalya'ya yerleşti; Hemşehirlerine yönelik bir Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin kuruluşuna öncülük ederek otokontrole çekildi.
38. Altın Portakal Film Festivali 7. Kısa Metraj Film, Video Film Yarışması Jüri Üyeliği yaptı. 
Kısa bir süre Antalya Kent Müzesi Girişimcileri Dernek Başkanlığı görevini yürüttü.     
Yerel Gündem 21, Antalya Kent Konseyinde, branşıyla ilgili kurullara katılmakta; bilgi, proje geliştirererk yaşama geçirilmesine çalışmakta, artan zamanlarda da sanat üretmekte
ANSAN üyesi olup, her yıl karma sergilere katılmaktadır.
Ergökçe ve Göksu kardeşlerin babasıdır.
 
           Adres : Burhanettin Onat Cad. 55 / 10  07100 Antalya
                       Tel : 0 242 313 15 58   Gsm : 0535 225 26 98
  

  Heey! Nerdeyim Ben? Image Hosted by ImageShack.us
 
ertekin
 
*** Sitelerim ***
ertekin
GÜL YAPRAĞI
Uzakdoğu'da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini
aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli
olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan
açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı
geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi.
Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden
kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu.
Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist,
kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan
sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yabancı,
tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.
Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar
suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı.
Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz
demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir
gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı.
Gül yaprağı suyun üsünde yüzüyordu ve su taşmamıştı.
İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak
yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir
gül yaprağına her zaman yer vardı.
ertekin

*SEVMEK*

  Videoları izlerken
Müziğin ve Görüntülerin Sihirini hissetmek için,
Windows Media Player'ı susturun, hoparlörünüzün sesini yükseltin,
"Eminim hoşlanacaksınız"
 
 
Photobucket 
 
Youtube'u İzleyemiyorsanız,
aşağıdaki bazı kareleri (boş) beyaz görüyorsanız;
adresinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz.
Şifre falan da istenmiyor...
 
Photobucket
 
Canım TÜRKİYEM
 
   
 
İyi Seyirler.
Bu ve diğer tüm videoların sağ alt köşesindeki ok işaretini tıklarsanız içerden farklı şeyler de seçebilirsiniz. Alternatif çok..!
 
   
 

 
ertekin
Sevmek

Sevmek...Delicesine, deliler gibi sevmek!
Kuş uçar gibi sevmek, gök gürler gibi sevmek.
ertekin

Bir çocuk inancıyla inanarak, kanarak
Ve bir günahkar fani azabıyla yanarak
,
ertekin

Hep onu arayarak baharda, yazda, kışta;
Nihayet "Büyük Sır"ra ulaşmak bir bakışta.
ertekin
 
O bakışta okumak aşkın büyük adını,
Hep o büyük bakışta bulmak var olmanın tadını.
ertekin

Sevmek: Hasta anneyi, altın başlı yavruyu,
Baharı, yıldızları, göğü, güneşi, suyu...
ertekin

Yürekten kopan ince bir ahı, sever gibi,
Sevmek...Toprağı sever, Allah'ı sever gibi!
 
Halide Nusret Zorlutuna
rtekin

 

 

ertekin

 

*GECEKONDU*

 

 
 
 
 
 
 
              ebru
 "Doğadan Esinlenen Bir Sanat Dalı"
  
  
 
  
 
  
 
ertekin
AŞK ÇİÇEKLENMELİ
toprakların çöl olmasın karakız
gülüşünü işle çevrelerime
gölgeler düşürme ceylanım gözlerine
karakız saçların ne güzel oysa
savursan değecek gök yıldızlara
dağ pınarı gönlüm akıyor sana
düşler kurmalısın karakız mutlak
saklı gül faslında bahar goncası
yüreğin olacak kullanmadığın
sevilmekten korkma canım karakız
aşk çiçeklenmeli nar dalı gibi
zulmette bırakma al yüreğimi
 
A. ŞANAL
ertekin
 ae902211.gif
               rtekin
  
MagicDust2.gif gold dust divider image by Diva0fLove
Soru

kimbilir
insanda son kalan gözler
görür  mü dünyayı uzaktan

kimbilir
küçülür mü  dünya
büyür mü  uzaktan

kimbilir
küllenir mi dünya
özlenir mi uzaktan.
 
Bülent Ecevit
blue_swirl.gif
  
ertekin
 

GÜNDÜZKONDU

 
 

 

 
 
Vakit Gelir
Ve yine sabah olur,
Bu ömür denen laf kalabalığında,
Ardında yaşanmış aşklar bırakarak,
Yeni bir günde,
Yeni hayatlarla,
Yeni aşklara doğru koşarken bulursun kendini,
Niceleri gelip geçerken,
Herbirinden bir ders alırsın,
Ve en doğrusunu ararsın,
Bir ömürlük sonsuzlukta,
Buldun sanırsın, aldanırsın,
Kandırırsın o sevgiye susamış gönlünü,
Yalan dolanla karmakarışık olur aklın,
Zaman kayar gider ayaklarının altından,
Tutamaz, durduramazsın yalnız geçen günleri,
Sabırla beklersin,
Doğru zamanda, doğru yerde, doğru kişiyle olmayı,
Farkında olmazsın, anlamazsın yaklaştığını,
Ve sonunda vakit gelir,
Doğru zamanda, doğru yerde, doğru kişiylesindir
 
S.Sözen
 
 
Kimdi O
Kim bilir hangi iklimde kaldı aklın
Hangi akşamlarda soldu umutların
Kim soldurdu kim kırdı seni böyle kim bilir
Öyle çaresiz ve yenik görüyorum ki seni
Yanında olmaktan başka bir şey yapamıyorum
Gözlerin artık ne beni görüyor
Ne de senin için üzüldüğümü.
Ahmet Tarım 

  

 Kalan Biziz
Beraberinde düşlerini getir
Sabaha en yakın saatlerdeki
Unutulmaz resimler gibi belirgin
Renkleri gözlerinde biriktir.
Bir nehir gibi denizini görene değin
Doğaya meydan okumalı bildiğim sesin.
Kalan biziz...içinde sezgileri
Barındıran sığınak. Vazgeçilmez çatı

Yitik saatlerin getirip bıraktığı
Hoyrat zaman belleğimde çınlıyor sanki.
Kalan biziz...yontularda ürperen yankı
Ölmezliği sözcüklerimde çoğaldı.
Şükran Kurdakul
 
Bir İş Var
Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
Her zaman güzel mi bu kadar,
Bu eşya, bu pencere?
Degil,
Vallahi degil;
Bir iş var bu işin içinde.
Orhan Veli Kanık
 

 

 

BENDEN SOR

 

 

 

Benden Sor
Bunca acının çiçeği içimde büyüdü
Mahpushane saksılarındaki baharı benden sor...

Kulak ver gecenin sessizliğinde ağan sese,
Ölümcünün böldüğü uykuları benden sor.

Silahlar doğanın yüreğini arıyor durmadan,
Bu kan kokusunun ürettiği soruları benden sor...

Gördük ki, türkülerin sonu yok dilimizde,
Kopup geldikleri dağları benden sor.

Şükran Yurdakul
 

 
 

  

 BU VATANA NASIL KIYDILAR           >>>

 İnsan olan vatanını satar mı?
 Suyun içip ekmeğini yediniz.
 Dünyada vatandan aziz şey var mı?
 Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
 
 Onu didik didik didiklediler,
 saçlarından tutup sürüklediler.
 götürüp kâfire : «Buyur...» dediler.
 Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
 
 Eli kolu zincirlere vurulmuş,
 vatan çırılçıplak yere serilmiş.
 Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
 Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
 
 Günü gelir çarh düzüne çevrilir,
 günü gelir hesabınız görülür.
 Günü gelir sualiniz sorulur :
 Beyler bu vatana nasıl kıydınız? 
 1959 


 
VATAN HAİNİ 
 
"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
 Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
 Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
 Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
 bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
 Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
 "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
 Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
 Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
                        ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
 Vatan çiftliklerinizse,
 kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
 vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
 vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
 fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
 vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
 vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
 ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
 vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
 vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
                            ben vatan hainiyim.
 Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
 Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
 

                                                    28 Temmuz 1962


 
TÜRKİYE İŞÇİ SINIFINA SELÂM
 Türkiye işçi sınıfına selâm!
 Selâm yaratana!
 Tohumların tohumuna, serpilip gelişene selâm!
 Bütün yemişler dallarınızdadır.
 Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir,
 haklı günler, büyük günler,
 gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan,
 ekmek, gül ve hürriyet günleri.
 Türkiye işçi sınıfına selâm! 
 Meydanlarda hasretimizi haykıranlara,
 toprağa, kitaba, işe hasretimizi,
 hasretimizi, ayyıldızı esir bayrağımıza.
 Düşmanı yenecek işçi sınıfımıza selâm!
 Paranın padişahlığını,
 karanlığını yobazın
 ve yabancının roketini yenecek işçi sınıfına selâm!
 Türkiye işçi sınıfına selâm!
 Selâm yaratana! 
                                              12 Ağustos 1962
VEDA
 Hoşça kalın
              dostlarım benim
                             hoşça kalın!
 Sizi canımda
      canımın içinde,
           kavgamı kafamda götürüyorum.
 Hoşça kalın
              dostlarım benim
                             hoşça kalın...
 Resimlerdeki kuşlar gibi
            dizilip üstüne kumsalın,
                         mendil sallamayın bana.
                                                        İstemez...
 Ben dostların gözünde kendimi
                       boylu boyumca görüyorum...
 
 A  dostlar
      a  kavga dostu
                   iş kardeşi
                            a  yoldaşlar  a..!!.
 Tek hecesiz elveda..
 Geceler sürecek kapımın sürgüsünü,
 pencerelerde yıllar örecek örgüsünü.
 Ve ben bir kavga şarkısı gibi haykıracağım
                                     mapusane türküsünü.
 Yine görüşürüz
           dostlarım benim
                          yine görüşürüz...
 Beraber güneşe güler,
                 beraber dövüşürüz...
 A  dostlar
       a  kavga dostu
                    iş kardeşi
                              a  yoldaşlar  a..!!.
                                       ELVEDA..!!.......
Zafere Dair

Korkunç ellerinle bastırıp yaranı
dudaklarını kanatarak
dayanılmakta ağrıya.
Şimdi çıplak ve merhametsiz
bir çığlık oldu ümid...
Ve zafer
artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
tırnakla sökülüp koparılacaktır...

Günler ağır.
Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin
zalim
ve kurnaz.
Ölüyor çarpışarak insanlarımız
- halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı -
ölüyor insanlarımız
- ne kadar çok -
sanki şarkılar ve bayraklarla
bir bayram günü nümayişe çıktılar
öyle genç
ve fütursuz...

Günler ağır.
Günler ölüm haberleriyle geliyor.
En güzel dünyaları
yaktık ellerimizle
ve gözümüzde kaybettik ağlamayı:
bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp
gözyaşlarımız gittiler
ve bundan dolayı
biz unuttuk bağışlamayı...

Varılacak yere
kan içinde varılacaktır.
Ve zafer
artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
tırnakla sökülüp
koparılacaktır...

1941
   
YEDİNCİ MEKTUP
Çarşı pazar dolaştım yoldaşım
       not ettim fiyatları.
Tanganika dehşetli ucuzluk.
Mesela güneş,
hem de en olgunu, en kırmızısı,
yağmur mesela,
hem de aylarca şakırdayanı artsız, arasız,
yahut da boy boyu, çeşit çeşidi sıtmaların,
yahut da kopkoyu esmer eller,
turfandası da, olgunu da,
hem de hepsinin tırnaklarıyla avuçları pembe,
hatta muz,
      beş kiloluk hevenkleri,
                       bir şişe Pepsi Koladan ucuz.
Sana bunları yazdım, iki gözüm, düşünüyorum,
Tanganika'dan pahalı mı benim Anadolu?
Kimi yerlerinde yağmur çok daha pahalı,
kimi mevsimlerinde güneş,
ama sıtmaların fiyatı,
yahut da ellerin,
hele parmakları kınalı olanların,
                      hiç de burdan pahalı değil.
Muza gelince,
       bizde yetişmez,
            ama soğanla tuz,
                beş kilosu değil, birer kilosu,
                     burdaki muz fiyatına...
 
AKŞAM
Anadolu ovalarındaki gibi tıpkı
havai mavi
       toz pembe
       açık mor
Macar ovasında akşam oluyor.
Ağaçlar bildik ağaçlar, bizim ovadakiler.
Dibinde ağaçların
       akşam serinliğinde
       terli, sıcak
asker kaputuna benziyor toprak.
O renkte, öyle uçsuz bucaksız
       öylesine dayanıklı,
Anadolu ovalarındaki gibi tıpkı
Macar ovasında akşam oluyor.
Konuyor dallara yıldızlar
       yaprakların arasına
       kuşlarla beraber.
Ağaçlar bildik ağaçlar, bizim ovadakiler,
benzerlik işte, o kadar ama
       akşammış, toprakmış, ağaçmış
bizim ovalarda çocuklar aç,
       gelinler yirmi yaşında kocakarı,
bizim ovalarda öküzlerin boyu bir karış.
bizim ovalar Macar ovası değil.
 
 
DENİZ ÜSTÜNE
Sertti, karma karışıktı batımızda kalan dağlar.
Trenimiz indi ordan ılık, ıslak düz ovaya.
Sağımızda, ter içinde, bir kamyonet gidiyordu.
Şoför, yeşil entarili şişman, esmer bir kadındı.
Oturmuştu arkadaki çuvallara bir gemici,
şapkasının kurdelası uçuyordu çırpınarak.
Köprüleri, kuleleri, bacaları, dumanıyla
gümüş rengi bir fabrika geçiyordu solumuzdan,
limanına dönen bir harp gemisine benziyordu.
Serinliği geldi önce,
karıştırdı keskin iyot kokusunu,
raflardaki elmaların kokusuna.
Sonra, baktım, aksi vurmuş gökyüzüne,
hava kat kat mavileşmiş.
Sonra birden kendisiyle karşılaştık.
Mendireğin içindeydi,
sıkışmıştı rıhtımlarla gemilerin arasına.
Zooparkta seyrettiğim bir kartalı hatırladım,
kanatları yana düşük,
küskün başı yüreğinde
 
Davet
Dört nala gelip Uzak Asya'dan
Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
                bu memleket bizim.
 
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
                bu cehennem, bu cennet bizim.
 
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
                bu davet bizim...
 
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
                bu hasret bizim...
 
                                           Nazım Hikmet 
    
ertekin 
 
 
 
                                                   ertekin                                                                 
 
ertekin POQbum.com ertekin 

Free Web Counter

                               

ertekin
 
 

Ertekin Kaya

Occupation
Location
Interests
Özgeçmişim alanımdaki blogdan okunabilir.

Moon Clock

Loading...

Windows Media Player

Beğendiğini sağ tıkla URL adresini Player'a kopyala çalsın